AVNİ KURT`TAN BASIN AÇIKLAMASI

 

Sayın Milletvekilim, İl Başkanım, İl Belediye Başkanım, İlçe Başkanım, Belediye Meclis Üyelerim, çok değerli partililerimiz ve basın mensuplarımız. Hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Geçtiğimiz günlerde Çınarcık Belediye Başkanı Numan Soyer, bir basın açıklamasında bulundu. Bu basın açıklaması, belediye başkanı olarak görev yaptığım döneme yönelik suçlamalar ve iddialar içerdiği için, haliyle bize de söz hakkı doğdu.

Burada toplanma amacımız, bu hakkımızı kullanmak ve halkın doğru bilgilenmesini sağlamaktır. Halkımızın gerçekleri bilmeyi hak ettiğine içtenlikle inanıyoruz, bu inancımızı da sürdürmeye devam edeceğiz.

Öncelikle sayın Soyer’in basın açıklamasını okurken, aklımın beni, seçim dönemine götürdüğünü söylemeliyim.

Zira “Gerçekdışı iddia, tespit ve verilerle milleti kandırma ve yanlış bilgilendirme” filmini seçim döneminde de seyretmiştik.

Bizler bu filmi seyretmekten bıktık, lakin görünen o ki birileri bu filmi vizyona sokmaktan bıkmamış. Suçlamak ve karalamak... Beynini sadece bu iki eylem için kullanan, hakikatleri çarpıtan, Çınarcık için faydalı şeyler üretmeye dair bir umut ve vizyon sunamayan bir belediye başkanıyla karşı karşıyayız.

Bu saatten sonra rotasını “yalan”a çevirene, “Dürüst ol, rotanı doğruluk adasına çevir” diye tavsiyede bulunmayacağım. Belli ki bu kafa, hiçbir makul nasihate ve tavsiyeye açık değil. Bu kafa yüzünden Çınarcık’ın kazanımlarını kaybetmekte olduğunu kaygıyla izlemekteyim.

Gerçek bilgi ve verilerle alakasının olmadığı
aleni olan sayın Soyer’e, “Dürüstlük nedir?”, “İnsanlık nedir?”, “Yalanın dinimizdeki karşılığı nedir?” şeklindeki sualleri yöneltsem, acaba ‘herkesçe kabul görecek’ yanıtlar alabilecek miyim, doğrusu kestiremiyorum. İnsan yaşayamadığı, sahip olamadığı bir değeri tam olarak izah ve tarif edebilir mi dersiniz?

Ama ben yine de kendisine Japonların “Dürüstlük, en iyi siyasettir” atasözünü hatırlatmak istiyorum. Ve İngiliz yazar Samuel Johnson’un şu güzel aforizmasını:
“Büyük olma yolundaki ilk adım, dürüst olmaktır.”

Bizim bildiğimiz, bir Müslüman’ın günde 5 vakit yalan söylemesi değil, namaz kılması gerektiğidir. İbadete sarılmak güzeldir, hayırlıdır, nihayeti ferahlıktır lakin yalana sarılmak çirkindir, hayırsızdır ve nihayeti azaptır.

Bir insanda her şeyden ama her şeyden evvel utanma duygusu mevcut olmalı. Şayet bu duyguya sahip değilse insan, o insandan her eylemi, her kelamı beklersiniz. “İftira, itibarsızlaştırma, karalama, yalan, çelişki, tutarsızlık, saygısızlık”...Ne üzücü ki, bugün bütün bunları görmekteyiz.

Yalan konuşanların, gerçekleri gizlemekten medet umanların, şark kurnazlığıyla kendisini halk nezdinde aklama, tebriye etme mücadelesi verenlerin iki yakasının bir araya gelmeyeceğini biz biliyoruz. Bunu, Soyer ve ekibi de er ya da geç öğrenecek.

Numan Soyer, 125 olan belediye personeli sayısını 260’a çıkarmış olduğumu söylemiş. Burada verilen rakam gerçek değil. Soyer’in kendisinin de onayladığı 2018 yılı Faaliyet Raporu’nda Çınarcık Belediyesi’nde 239 personelin görev yaptığı belirtiliyor. Açıp bakabilir...

İnsanların ekmeğiyle oynamak, AKP’ye uzak bir iş değil. Benden evvel de bu ilçeyi bir AKP’li belediye başkanı yönetmişti ve o başkan döneminde 55 insan ekmeğinden olmuştu. Soyer’in abisi de yönetimdeydi o dönem, hatırlatmakta fayda var.

Bakalım Soyer, kaç belediye personelinin ekmeği ile oynayacak? Kendisi söz konusu basın açıklamasında bunun sinyallerini veriyor. “Ben kimseyi işten çıkarmayacağım demedim. Bizim Çınarcık sevdamıza ortak olan ve çalışma prensiplerimize uyan kimseyi işten çıkarmayacağım dedim” diyor sayın başkan.
Bugün bu ifadeleri duyan Çınarcıklı hemşehrilerim, seçim döneminde meydanlarda atılan nutukları da gayet iyi hatırlıyor. Kimse balık hafızalı değil.
Dileyen, sosyal medya aracılığıyla da kimin vaktiyle ne dediğine ulaşabilir.
Şimdi sorarım size: Dereyi geçene kadar “Kimseyi işten çıkarmayacağım” deyip, dereyi geçtikten sonra, bu verilmiş sözü, “Bizim Çınarcık sevdamıza ortak olan ve çalışma prensiplerimize uyan” şeklinde koşullandırmak, “siyasi ahlaksızlık” değil de nedir? Hiç utanmıyor musun 18 bin insanı kelime oyunlarıyla aldatmaktan, insanlarla alay etmekten? “İyi insan” bunları yapar mı?

Genç üniversiteli kızlara reva gördüğün temizlik işçiliğini, bu halk unutmadı, asla unutmayacak. Sadece bu halk değil, tüm Türkiye’nin de haberi oldu bu büyük kötülükten... Böyle vahim bir olayla Çınarcık’ın adının anılmasını sağladığın için senin boynuna “utanç” madalyası takmak gerekirdi.

Nasıl ki benden evvel Çınarcık’ı yöneten AKP’li Belediye Başkanı şaibeli arsa satışları ile tüm Çınarcık’lıların gönlünde müstesna bir yer edinmişse, sen de, genç üniversiteli kızların ellerine süpürge vererek tüm Çınarcık’lıların gönlünde müstesna bir yer edindin.

Ben seçim sürecinde demiştim ama, “Zihniyet aynı, oyuncular değişti” diye... Bu tespitimin hala arkadasındayım. “İki AKP’li belediye başkanı arasında bir tercih yap” deseler, tercihim ancak şu olabilir: “Al birini vur ötekine.”

Yalnız mevcut başkanın diğerinden küçük de olsa bir farkı var. O da, etli pilav dağıtması... Yiğidi öldürüp, hakkını yemeyelim.

Ne var ki, etli pilav dağıtarak ancak insanların midelerine dokunabilirsin. Etli pilav dağıtarak insanların zihinlerinde, kalplerinde iz bırakamazsın. “Yandaş” ve “diğerleri” diye insanları kategorize etmeyerek, herkese eşit ve adil bir şekilde yaklaşarak, insan yaşamında kolaylık ve kalite sağlayacak hizmetleri ve projeleri hayata geçirerek zihinlerde iz bırakabilirsin ancak.
Ve tabii, dürüst olarak, yalan söylemeyerek…

Bizim 5 yıllık görev sürecinde, hiçbir projeyi hayata geçirmediğimize dikkat çekmiş. Onun bu ifadelerine sadece kargalar değil, tüm kuşlar alemi de gülmüş olmalı.

El insaf! “Yeni su hatları, asfalt yollar, kaldırımlar, yüzbinlerce metrekare parke taşı, yeni eklenen kanalizasyon hatları, tüm sahil bandının aydınlatılması, araç filosunun yenilenmesi ve ciddi ölçüde genişletilmesi...
Çınarcık‘ın çöp dağlarından kurtarılıp, çöpten enerji üretir noktaya taşınması...Belediye hizmet binasından balıkçı barınağına, kütüphaneden Çınarcık Belediyespor tesislerine kadar birçok noktada gerçekleştirilen restorasyon ve modernizasyon...E- Mezarlık, E- Çap, E- İmza ve E- Devlet gibi hizmetlerin hayata geçirilmesi…Whatsapp Hattı, Beyaz Masa ve Kent Konseyi’nin kurulması…Yeni Mezarlık’ın düzene sokulması ve buraya abdesthane, mescit ve taziye evi gibi yapıların yapılması…Kardeş şehirler edinilmesi…Altın Çınar Festivali’nin tekrardan hayata geçirilmesi…‘Çınarcık İşi’ ile Yalova’nın tek coğrafi işaretinin alınması ve Hanımelleri Kooperatifi’nin kurulması… Park yenileme çalışmaları, yeni parklar, Fen İşleri’ne ait Temizlik İşleri şantiyesinin kurulması, Hasanbaba’ya yapılan yeni asfalt yol ve 2500 tonluk su deposu, ilçemizdeki bütün su depolarının yenilenmesi ve elektronik ortama taşınması…Yeni yapılan Sokak Hayvanları ve Rehabilitasyon Merkezi’nden Çamlık kordon yoluna, trafik düzenlemelerinden yeni otobüs duraklarına, okullara yapılan desteklerden ücretsiz otoparklara kadar birçok icraat…Bütün bu yaptıklarımız, Altın Karınca Ödülleri ve İSO kalite belgesiyle ödüllendirildi. Bilmem haberi var mı?

Çınarcık Belediyespor için Yeni Stat yapmaktan bahsedenler, bırakın Yeni Stat yapmayı, kulübün yönetimini devralma sorumluluğunu üstlenmekten bile acizler. Madem Çınarcık Belediyespor’u, onun için “Yeni Stat” yapacak kadar düşünüyorsunuz, o halde niçin kulübün yönetimini devralmak gibi basit bir gerekliliği yerine getirmekten kaçınıyorsunuz? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

Kulübün harcamalarının şeffaf olmadığı iddiası ise tamamen asılsızdır. Kulübü devraldıklarında, kulübün ne kadar düzgün yönetildiğini görecekler zaten. Kulübün mevcut yönetimini, bizden evvel kulübü yöneten ve şu anda kendileriyle beraber olan insanlarla karıştırmasınlar.

Ayrıca “Sportif başarı yok” diyenlere, göreve geldiğimizde son maçta küme düşmekten kurtulan Çınarcık Belediyespor’un bizim verdiğimiz desteklerle her yıl şampiyonluğa oynar bir kulüp hüviyetine kavuştuğunu da anımsatmak gerekir.

Ne enteresan ki, “Marina” gibi, “Yeni Stat” gibi büyük paralar gerektiren projeleri hayata geçireceklerini söyleyenler, şimdilerde belediyenin elektrik faturalarını, personellerinin ikramiyelerini ve hatta meclis üyelerinin huzur haklarını bile ödeyemiyorlar.

Belediye personelleri arasında maaş farklılıkları olduğuna, “adaletin gözetilmediği”ne dikkat çeken Numan Soyer’in, mazbatayı alır almaz kendi soyadını taşıyan yakınını Çınarcık Belediyesi’nde, birçok personelden daha yüksek maaş alacak şekilde istihdam etmesini nasıl yorumlamak gerekir? Personel sayısının fazlalığından rahatsız olan başkanın, ikisi kendi soyadını taşıyan olmak üzere 5 kişiyi kısa zamanda işe alması, sizce de garip değil mi?

Seçim döneminde halka, bizim banka kredisiyle personel maaşı ödediğimizi anlatan Soyer’in, kendisinin bankadan kredi çekmek suretiyle personel maaşı ödemesi ne yaman çelişkidir?

Seçim döneminde meydanlarda, makam aracımın camındaki siyah filmi ağzına sakız eden, beni siyah filmlerin arkasına saklanmakla eleştiren Soyer’in çalışma arkadaşlarının şimdilerde belediyede buzlu camların arkasına saklandıklarını görüyorum.

Bu arada Özgürlük Parkı’nın önünde “ucube” gibi duran gazete bayii kulübesini ve meydandaki boks aletlerini, Çınarcık’a, 5/6 aylık yeni yönetim döneminde kazandırılmış “değerler” olarak gördüğümü unutmadan söyleyeyim.

Öyle hayret verici gelişmeler yaşanıyor ki, bunları anlatmaya bazen dilim varmıyor. Kendisinden oy isteyip, karşılığında ona başkan yardımcılığını veren bir belediye başkanı var ortada. Ki bu kişi de “veznedar.” Bir kişinin hem veznedarlık görevini hem de başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünü görüyoruz. Ayrıca Başkan Vekili’ne belediyede özel bir oda tahsis edilmiş. Çınarcık Belediyesi’nde daha evvel hiç görülmemiş bir şey bu... Liyakatsiz kişilerin müdürlüklerin başına getirilmesine…
Kurum içinde cereyan eden disiplinsiz ve ciddiyetsiz tutum ve davranışlara, sigara kokusundan geçilmeyen odalara ise hiç girmiyorum.

Soyer neredeyse “Poyraz Caddesi’ndeki heyelan olayının bir numaralı sorumlusu Avni Kurt” diyecek. Kentte yaz mevsiminde yaşanan kara sinek sorunu da zaten benim eserim. Yarın öbür gün, Çınarcık sahilinde denizin dalgalı olmasından da, Hasanbaba’ya geyiklerin inmemesinden de şahsımı sorumlu tutarsa hiç şaşırmam.

“Heyelan” demişken, bu konuyla ilgili Soyer’in yaptığı açıklamaları da düzeltmek gerekiyor.Demiş ki Soyer, “Heyelan olayı ile ilgili hiçbir çalışma yapılmadı. AFAD’dan belediyeye aktarılan 491.000 TL ile personel maaşları ödendi.” Öncelikle, heyelan olayı ile ilgili hiçbir şey yapmadığımız görüşü doğru değildir. Biz bu konuyla ilgili, Türkiye’nin önde gelen profesörlerinden danışmanlık hizmeti aldık. Bu aldığımız hizmet doğrultusunda bölgede hafriyat çalışmaları yaptık. Bölgedeki suyun tahliyesi için, kanal açma ve drenaj çalışması yaptık. Karşılaşabileceğimiz sorunlar ve bunların çözümleri için, ilgili müdürlüklerle görüşmelerde bulunduk. Bu görüşmelerden, olayın bakanlık nezdinde çözüme kavuşabileceği sonucuna varıldı.
Ayrıca kayan bölgenin ıslahı ile ilgili ihaleyi de biz yaptık. Soyer 585.386 TL ödediklerini söylüyor.Bu ödeme, bizim yaptığımız ihalenin karşılığında yapılan hak ediş sonucunda ödenmiştir. Burayı atlamayalım lütfen. Ayrıca AFAD’dan bizim yaptığımız proje karşılığında gelen o para da, heyelan çalışmaları için harcanmıştır.

Atalarımız ne güzel söylemiş, “Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz” diye…
Başkan Soyer, kendine bir danışman atamış.
Çınarcık Meslek Yüksek Okulu’nda görev yapan bu zatın, seçim döneminde puan karşılığında öğrencilerinin ikametlerini ilçeye aldırdığını biliyoruz. Seçim döneminde ortaya koyduğu gayretin danışmanlıkla mükafatlandırıldığını gördük. Üstelik bu kişinin, geçmişi de sorgulanmaya muhtaçtır.

Okullarımızda, üniversitelerimizde bu tip şahsiyetlerin “eğitimci” olarak görev yapması, çocuklarımız adına ciddi şekilde endişelendiriyor bizi. Çağdaş, demokratik bir ülkenin eğitim sisteminde, öğrencisinin ikametini taşıması karşılığında ona puan veren, bir siyasi partinin seçim kampanyasının içerisinde bu şekilde yer alan bir eğitimciye yer yoktur.

Ne kadar da Soyer “aklını kiraladığı” ve belediye personellerinin içinde kendini methetmekten başka bir halt bilmeyen bu “kibir abidesi” zata 2800 TL maaş ödendiğini söylese de, Çınarcık Belediyesi’nin kasasından çıkan tutar, 3400 TL’dir.

Soyer, 31 Mart 2019 itibariyle Çınarcık Belediyesi’nin toplam borcunun 86 milyon 300 bin TL olduğunu söylüyor. Bu, külliyen yalandır. Bununla birlikte, benim toplam borcun 3 milyon TL olduğunu söylediğimi iddia ediyor. Seçim döneminde de bu konuya açıklık getirdiğim halde hala anlamamakta ısrar ediyorlar. Tekraren söylüyorum: Bu söylediğim rakam, özel firmalara olan toplam borçtur.

Soyer SGK’ya olan borçla ilgili olarak kasıtlı bir şekilde yanlış rakamlar paylaşmış. Toplam borcun 86 milyon 300 Bin TL’ye çıkmasının tek sebebi de bu zaten. Diğer kalemlerle ilgili açıkladığı borç rakamları ise, üç aşağı beş yukarı elimizdeki rakamlarla aynı.

Basın açıklamasında, SGK İl Müdürlüğü’ne 45 Milyon 325 bin TL, SGK Pirimler Genel Müdürlüğü’ne ise 6.190.400,57 TL borcun olduğunu söylüyor. İkisini topladığımızda, 51,5 Milyon TL civarında bir rakam çıkıyor karşımıza. Oysa ki gerçek şudur : SGK İl Müdürlüğü’ne 22.124.493,33 TL, SGK Primler Genel Müdürlüğü’ne de, 6.190.400,57 TL borç bulunmaktadır. İkisini topladığımızda, gerçek borcumuzun 28.314.893,90 TL olduğu anlaşılmaktadır.

Biz görevdeyken kurumlardan temin ettiğimiz resmi evraklarda yer alan rakamları paylaşıyoruz. Kendisi belediyenin borcunu yüksek göstermek maksadıyla rakamlar ile oynuyor. “Edep yahu” demekten başka söyleyecek bir söz bulamıyorum.

30 Mart 2014’te 75 milyon TL’ye yakın bir borç ile devraldığımız belediyemizi, 60 milyon TL civarında bir borçla devrettik. Hem borcumuzu düşürdük hem de yaptığımız hizmetlerle Çınarcık’ı modern, yaşanabilir bir kent haline getirdik. Bunu görmezden gelen AKP zihniyetini esefle kınıyoruz.

Evdeki hesap çarşıya uymayınca borç afişini asmaktan vazgeçenler, rakamlarla oynama cambazlığını sergileyenler, hem bu kentin insanlarının vicdanında hem sandıkta hem de mahkeme-i kübrada mahkum olacaktır.

Biz göreve geldiğimizde karşılaştığımız mali durum, Soyer’in görevi devraldığındaki mali durumdan çok daha kötüydü. Bu, çok net… Çınarcık Belediyesi’nin 10 milyon TL olan kesinleşmiş gelirini 30 milyon TL’ye çıkarttık biz. 2014 yılında belediyeyi devraldığımızda “devreden gelir tahakkuku” 6.957.000 TL iken, 2019’da bu rakamın 40 milyon TL’ye çıktığını görüyoruz. Üstelik Çınarcık Belediyesi’nin mevcut borç yükünün nereden geldiğini incelediğimizde, karşımıza, yine başka bir AKP’li belediye başkanı çıkmaktadır. Borçlar, onun görev yaptığı dönemlerden mirastır.

Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, biz belediyemizin mali durumunu olabilecek en iyi noktaya taşıdık. Yukarıdaki veriler de bunun delilidir. Vatandaşa hizmet etme fonksiyonunu yitirmiş olan belediyeyi, çalışan ve hizmet eden bir belediye haline getirdik.

Tahminlerim beni yanıltmıyorsa, yeni yönetim 5/6 aylık görev sürecinde belediyeyi 6-7 milyon kadar borçlandırdı. 5 senenin sonunda bu rakam ne noktaya taşınır, bilmiyorum? Sayın başkan, istersen bunu da bir danışmanına sor?

Kendisinin böyle yalan söylediğini izlerken, aklım Carlo Collodi’nin yazdığı Pinokyo karakterine gidiyor. Geppetto’nun oğlu Pinokyo... Yalan söyleyince burnu uzayan tahtadan kukla... Çocukluğum Pinokyo’yu izleyerek geçti benim. Ne var ki günün birinde Pinokyo gibi sürekli yalan söyleyen biriyle siyasi rekabet içerisine gireceğim hiç aklıma gelmezdi.

Ama benim yine de, onun için küçük de
olsa bir umudum var. “Sen bugünden yarına, birazcık umut sakla” demiş şair Metin Altıok. Umut ediyorum ki O, yalan konuşmanın ‘meziyet’ değil, ayıp ve günah olduğunun farkına varacak ve oynadığı bu ‘mide bulandırıcı’ tiyatrodan vazgeçecek bir gün.

Ayrıca şu noktanın da altını özenle çizmek istiyorum:

16 oy farkla sonuçlanan ve oyların yeniden sayılması engellendiği için üzerinde koca bir şaibe bulunan bir seçimden, “Yalan, iftira, kibir ve tehdit kaybetti” şeklinde büyük büyük sonuçlar çıkarmak, akıl kârı değildir.
Bu ifadeler, oturduğu koltuğun büyüsüne kapılmış acemi bir idarecinin demagojik laflarından öte bir anlam ifade etmemektedir.

Sözlerime, iki farklı konuya ilişkin bir şeyler söyleyerek son vermek istiyorum.

Birincisi, Çınarcık Belediyesi’nin bizden evvel ki yönetim dönemindeki arsa satışlarıyla ilgili hukuki süreç... Bu hukuki süreçte sonlara yaklaşıldığının buradan müjdesini vermek istiyorum. Malum kişilerin hak ettikleri cezaları alması ve Çınarcık Belediyesi’nin uğradığı zararın giderilmesi kaçınılmazdır. Şu an riyaset makamında bulunmasam dahi, bu sürecin takipçisi olacağım. Zira benim için mühim olan, Çınarcık Belediyesi’nin menfaatleri ve adaletin tecelli etmesidir. Umarım bugün Çınarcık’ı yönetenler de bu sürecin takipçisi olurlar.

İkinci olarak, geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren, 2019 yerel seçim sürecinde birlikte yol yürüdüğümüz, Meclis Üyesi adayımız Ayşe Yıldız’a Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Genç, heyecanlı, güler yüzlü bir kardeşimizi yitirmemiz, bizi büyük bir üzüntüye sevk etti. Geride kalan kederli yakınlarına sabırlar diliyorum. Allah mekanını cennet eylesin. Nurlar içinde yatsın.

Bugün burada bulunan; birkaç gün evvel 96. kuruluş yıldönümünü gururla kutladığımız, Türkiye’yi demokrasiye ve aydınlık yarınlara taşıyacak yegane güç olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok değerli mensuplarına…Buraya gelerek sesimizi, daha doğrusu ‘gerçekleri’ duyurmamıza vesile olan basın mensuplarına en samimi dileklerimle teşekkür ediyor, Çınarcıklı hemşehrilerime selamlarımı, sevgilerimi ve muhabbetlerimi arz ediyorum.

Haber/Fotoğraf - Çınarcık Life 11.09.2019


Haber Yorumları

Yorum Yaz


Diğer Haberler

TERMAL YALOVA TERMAL TERMAL YALOVA
Çınarcık canlı yayın

Çınarcık life